Find the latest bookmaker offers available across all uk gambling sites www.bets.zone Read the reviews and compare sites to quickly discover the perfect account for you.
Anasayfa / Genel / Sinema ve Reklamlarda Renkleri Kullanarak Toplumsal Algıları Yönetmek

Sinema ve Reklamlarda Renkleri Kullanarak Toplumsal Algıları Yönetmek

Hızlı değişen günümüz dünyasında algı yönetimi ve iletişim araçlarının insanları anlamaktan ziyade yönlendirmeye başlamasından neredeyse bir asır geçti. Tüm bu toplum bilincinin farklı yönlere çekilmesi ve değişenin aslında dünya değil algılarımız olduğu düşünülebilir.

Sosyo–psikolojide anlamlandırılan ana renkler kullanılarak, (Kırmızı, Turuncu, Sarı, Yeşil, Mavi, Lacivert, Mor) sinemada ve reklamlarda kullanılan renkler anlamlandırmaya çalışılmıştır.

Eğer saf ışığı prizmaya doğru tutarsanız ışık spektrumun 7 rengine ayrılır; kırmızı, sarı, turuncu, yeşil, mavi, indigo(çivit mavisi) ve mor. Bu renklere gökkuşağının spektrumundan tanıyoruz. Bu spektrum görünen tüm renklerin temelidir. Bilmediğiniz şey ise bütün renklerin kendi titreşimi olduğudur.

renk prizması

Renkler ve Anlamları

Kırmızı: En dinamik, en kuvvetli, dalga boyu en uzun, titreşimi en kuvvetli renk kırmızıdır. Bu renk; canlılık, mutluluk, girişkenlik, dışa donukluk, irade, güç, cinsel güç,
kızgınlık, hırs ve olumluluk gibi anlamlar taşımaktadır. Kırmızı, sevgi ve nefret gibi iki zıt duyguyu da bünyesinde taşımaktadır. Kırmızının insan üzerindeki etkisi yadsınamaz derecede büyüktür. Bu renk; insan üzerinde canlandırıcı, heyecan verici, kışkırtıcı bir etki bırakmakta ve biyolojik olarak göz retinasının hemen arkasında oluşmaktadır. Bu nedenle kırmızıya bakan izleyici bu rengin üzerine geldiği hissine kapılabilmektedir. (Cağan, 1997: 54)
Kırmızı, aşkın ve sevginin rengi olarak bilinmektedir. Bu yüzden aşk-sevgi temalı dizi, film ve programlarda kırmızı hakim renk durumundadır. (Hartman, 2008: 67-70) Kırmızının olumsuz anlamları da bulunmaktadır. Yapısında egoizm, kendini tatmin, elde etme ve sahiplik öğeleri de barınmaktadır. Kanı, olumu, ateşi anımsattığı için korku filmlerinde sıkça kullanılmaktadır. (Uster, 1991: 80-81)

Turuncu: Turuncu; heyecan ve duyguların rengidir. İnsanlardaki toplumsallaşma duygularını harekete geçirmektedir. Bu özelliklerinin yanında; enerji, cesaret, fiziki canlılık, dinamik kuvvet, coşku ve neşe manaları taşımakta; cana yakın, girişken, hevesli, kıpır kıpır ve sosyal olan yaşam anlamına da gelmektedir. Depresif, kızgın veya gergin durumlarda ise bu renk sinir kat sayısını yükseltebilmektedir. Turuncuyu göz kolay fark edebilmektedir. (Cağan, 1997: 56) Ayrıca neşe, coşku ve heyecan yaratabilmektedir. Bu nedenle komedi filmlerinde turuncunun yarattığı bu etkiden sıklıkla faydalanılmaktadır. Turuncu tonlarına göre farklı anlamlar taşıyabilmektedir. Koyu tonlu bir turuncu asabiyeti daha fazla yansıtmaktadır. Sakinlik duygusu ise şeftali tonu olarak nitelendirilen acık turuncu ile ifade edilmektedir. Özellikle koyu turuncuda korku ve gerilim filmlerinde kullanılabilmektedir.

Stanley Kubrick’in yönetmenliğini yaptığı The Shining (1980)
isimli filmde turuncu renk fazlasıyla kullanılmış ve gerilimli atmosfer bu şekilde oluşturulmuştur. Sürprizlerin rengi ise genelde acık turuncudur. Turuncu rengin aşk dilinde pek fazla ağırlığı yoktur. (Stout, 2005: 56)

Sarı: Güneşin rengi olan sarı; mental cabayı, zihinsel parlaklığı, bilgeliği, iyimserliği,
sevgiyi ve merhameti içermektedir. Sinema ve televizyon sektöründe sıkça kullanılan
bu renk kişilerin ruh hallerini olumlu yönde etkilemektedir. (Cağan, 1997: 55)
Sarı renkli objeler bir anda insanların dikkatlerini çekmektedir. Bu renk, görkemli
olduğundan dolayı insanlarda ilgi yaratmakta ve çeşitli sahnelerde ihanet duygusunu
yansıtabilmektedir. (Uster, 1991: 72)
Sarı; temel olarak neşe ve keyif verici bir renktir. Aynı zamanda anlayışı ve sezgisel
kavrayışı da açığa çıkarmaktadır. Altın tonlarındaki sarı, manevi yani ruhsal
kusursuzluğu ifade etmektedir. Sarı, gençliğin, memnuniyetin ve sevincin rengi
olmakla birlikte gereğinden fazla kullanıldığında aklı, ruhu ve sinir sistemini
uyarmaktadır. Negatif titreşimlerde; korkaklığın, on yargının ve yıkıcı bicimdeki
egemenliğin rengidir. Bu acıdan gerilim filmlerinde sarı bazı sahnelerde kullanılmaktadır.
(Sharma, 2007: 24-25)

Yeşil: Her rengin olduğu gibi yeşil rengin de kendine has nitelikleri bulunmaktadır.
Yeşil; öncelikle doğanın, tabiatın, ilkbaharın rengidir. Yeşil rengin tüm tonlarının
insanlar üzerinde pozitif etkileri bulunmaktadır. Sinirleri yatıştırıcı, iyileştirici,
huzur veren, sakin ve dinlendirici bir renktir. Negatif boyutuyla yeşil; kıskançlığı
ve tembelliği ifade edebilmektedir. Koyu yeşil tonu; iç karartıcı ve kimi zaman da
güçten düşürücü nitelikler taşıyabilmektedir. Sarımsı bir yeşil ise; zihinsel düzlemde
cömertliği, psikolojik düzlemde ise ruhu sakinleştirmeyi sağlamaktadır. Bahar
yeşili ise; yepyeni bir yaşamı, doğuşu, yenilenmeyi, yeniden canlanmayı, neşeyi ve
memnuniyeti temsil etmektedir. (Sharma, 2007: 25-26)
Yeşil; yaratıcılığı körüklemektedir. Uyumun, güvenin, duyarlılığın ve bereketin
rengidir. Bu özelliklerinin yanı sıra; büyümeyi, sıcakkanlılığı ve sakinliği de
yansıtmaktadır. Kimi İslam ülkelerinde yeşil cennetin rengidir. Din unsurunun
ağır bastığı çoğu filmde bu renk yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. (Cağan, 1997:
56) Spor programlarında yeşil ve tonlarından arka fonlarda yararlanılmaktadır.
Türkiye’de spor denildiği vakit akıllara doğrudan futbol geldiği için programlarda
kullanılan yeşil cim sahayı anımsatmaktadır.

Mavi: Mavi de özellikleri itibariyle yeşile benzer bir renktir. Sigmund Freud; maviyi
“sakin bir renk” olarak nitelendirmektedir. Mavi tıpkı yeşil renk gibi; sakinliği,
sükuneti ve üretkenliği simgelemektedir. Bazı sağlık programlarında bu rengin
kullanılması izleyicilere manevi bir huzur ve rahatlık vermektedir. Mavi, insanları
asabi zamanlarında sakinleştirmekte ve aynı zamanda özgurluk anlamı taşımaktadır.
Mavinin özgürlük anlamı görsel çalışmaların hemen hemen hepsinde kendisini
göstermektedir. Aynı zamanda mavi, sessizliğin ve sakinliğin rengi olduğu
için filmlerin, dizilerin ve çeşitli reklamların içerisinde bu renk, bu rengin tonları,
deniz, gökyüzü ve okyanuslar sıkça kullanılmaktadır. Mavi; ciddiyet, sadakat, gerçeklik
ve bağlılık anlamları da taşımaktadır. (Cağan, 1997: 53) İletişimde de mavi
rengin önemi çok büyüktür. Bu renk; bedenin hararetini en düşük noktaya indirgemekte
ve algıyı arttırmaktadır.

Lacivert: Kurumsallık, kalite ve resmiyeti ifade eder. Büyük işletmeler logolarında bu renge yer verirler. Finans sektöründe de sıkça kullanılmaktadır (Tayfur, 2008: 122). Mavinin koyu tonlarından biri olan Lacivert düşüncenin rengidir. Kozmik renk olarak kabul edilir, sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında maviyi kullanır. Hilton logosunu laciverte çevirirken insanların kafasında büyük kuruluş imajı yaratmak istemektedir. Fazla göze batmayan bir renktir. Lacivert insanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır. Bundan dolayı, dünyadaki şirketlerin yarısından fazlası logolarında mavi-lacivert renk kullanmaktadır. Lacivert giyen kişiler de kendilerini daha inandırıcı ve karizmatik hissederler. İnandırıcı ve karizmatik görünmek isteyen iş ve siyaset dünyasındakiler için vazgeçilmez bir renktir. Aynı zamanda, fazla göze batmayan bir renk olduğu için toplum içinde çok göze batmak istemeyenler de laciverti tercih edebilirler. ( Cumhuriyet Kitap Sayı:971 )

Mor: Mor; renkler içerisinde ayrı bir öneme sahiptir. Bu renk; bilimsel olarak kolayca
açıklanamayan mistik ve fiziksel güçlerin görsel bir yansımasıdır. Ağırbaşlılık, asalet, soyluluk, zenginlik, kudret, saygı, saygınlık, kibir, hüzün ve içe donukluk gibi anlamlar da taşımaktadır. (Sun, Sun, 1994: 54) Mor rengin negatif boyutları da bulunmaktadır. Bu renk; bozuk bir ruh halini, ukalalığı, kendini beğenmişliği ve sabırsızlığı da yansıtabilmektedir. Kararsız bir ruh hali daha çok mor renkle yansıtılmaktadır. (Sun, Sun, 1994: 55) Yüksek titreşimdeki mor ise iyi niyeti temsil etmekte, manevi düşleri ve özlemleri yükseltmektedir. Mor; refah ve artan bir üretkenlikle ilişkilendirilmektedir. Mor renk; insanın manevi doğasını uyandırmaktadır. Bu acıdan mistik konuların anlatıldığı gerilim filmlerinde mor renk sıkça kullanılmaktadır. (Sharma, 2007: 28-29) Mor; sürekli karışık mesajlar sunmaktadır. Tarihsel olarak kraliyet ailesini ve ihtişamı yansıtmakta; bununla birlikte hastalık ve çürümüşlükle de ilişkilendirilmektedir. Bütün bu özelliklerine rağmen mor; zihinsel karmaşıklığın yaşandığı durumlarda sakinleştirici bir renk olarak da kullanılmaktadır. (Sharma, 2007: 41) Sabah kuşağında yayınlanan televizyon programlarında mor rengin dekor ve arka fon olarak kullanılması kadınların ilgisini bir hayli çekmektedir. Mor rengin koyu tonları depresyonu yansıtmaktadır. Koyu tonlarındaki mor ile nefret duyguları on plana çıkarılabilmektedir. (Stout, 2005: 64) Bireyler genelde; ürperme,
korku, stres ve kendilerini güvende hissetmedikleri zamanlarda mordan bir hayli
etkilenmektedirler. Çünkü bu renk insanlardaki nevrotik duyguları açığa çıkarmaktadır.
Bu yönüyle renk; bilinçaltında insanları korkutmaktadır. Mor, zaman
zaman yönetmenlerin bakış acısına göre korku filmlerinde tercih edilen bir renktir.
Çünkü intihar etme arzusunda olan insanların uzun sure baktığı bir renk olarak
saptanmıştır. (Cağan, 1997: 59)

Sinemada Renk Kullanımı

Sinemacılar rengin olmadığı dönemlerde siyah ve beyazın tonlarını kullanarak renk ahengi oluşturmaya çalışmışlardır. Ancak istenen ahenk tüm cabalara rağmen yakalanamamıştır. (Redd, Erişim Tarihi: 27.09.2013) Sinemanın renklendiği ilk dönemlerde sinemacılar rengi sadece öz niteliklerinden dolayı kullanmışlardır. Sinema sanatının gelişimi ile birlikte renk sanatsal bir bicimde kullanılmaya başlanmıştır. Ancak renklerin kullanımı kimi zaman yönetmene de bağlı olabilmektedir.

Renklerin taşıdığı anlam bireysel algılara göre değişiklik gösterebilmektedir. İzleyicilerin geçmişleri, edindikleri tecrübeleri ve hayata bakış acıları renkleri farklı algılamalarına neden olabilmektedir. (Anger, Allison, 2005: 6) Çünkü görsel tasarımın her öğesinde kullanılan renk unsuru doğrudan insan psikolojisi ile bağlantılıdır.

Reklamlarda Renklerin Kullanımı

Reklam; bir şey satın almak için istek uyandırarak kamuoyunun dikkatini çekmektir

(Jones vd., 2004: 398). Reklam; herhangi bir malın, hizmetin ya da fikrin, belli bir bedel karşılığında, kişisel olmayan biçimde yapılan tanıtım faaliyetidir(Akbulut ve Balkaş,2006:13).

Reklam; talep oluşturma sanatı olarak da tanımlanabilir. Tüketici genellikle bir mal ya da hizmeti gereksinimini karşılamak amacıyla satın alabilir. Zaman zamantüketici unuttuğu gereksinimlerini hatırlar ya da bir takım gereksinimlerin yeni ortaya

çıktığı zamanlar olur. Reklam; ele aldığı mal ya da hizmetleri hoşa giden tarafları ile

tanıtır kişilerde yeni gereksinimler oluşturur veya var olan gereksinimleri kuvvetlendirir.(Kocabaş vd., 1999: 65).

İzleyiciler renkli reklamlara siyah ve beyaz olanlardan daha fazla ilgi gösterirler.

Bu nedenle; renkli reklamlar daha çok dikkat çeker ve izleyiciler tarafından daha fazla

hatırlanırlar. Renklerle birlikte şekilsel ve çarpıcı uygulamalar ne kadar çoksa, tüketicilerin reklama yönelik motivasyonu da o kadar artar (Erdil ve Uzun, 2009: 132).

Reklamda renk öğesinin kullanımı yedi nedene bağlanmaktadır. Bu nedenler(Ünsal, 1971: 332-333);

 

  • Dikkat çekmek,
  • Sahne ve nesnenin aslına uygun gösterilmesi,
  • Ürünün ya da mesajın bir kısmını belirtmek,
  • Tüketicide bazı hayali izlenimler oluşturmak,
  • Güçlü bir ilk izlenim oluşturmak,
  • Prestij sağlama,
  • Reklamın hafızada kalmasına yardımcı olma.

 

Renkler, algılarımızda etkilidirler. Örneğin, deodorant ambalajlarında, pembe “çiçek kokusu”, yeşil “okyanus kokusu”, kahverengi ise “baharatlı-vanilyalı” kokuyu işaret eder. Renk kombinasyonları ile de markalara farklı anlamlar yüklenebilir. Kırmızı, beyaz ve yeşil renkler İtalyan bayrağında yer almakla birlikte, İtalyan kimliğini yansıtır. Bu sebeple bazı İtalyan yiyecekleri bu üç rengin bulunduğu ambalajlarda yer almaktadır (Odabaşı ve Barış, 2007:140). Reklamda müşteriler, tek renkten ziyade daha renkli bir görüntü ya da fikri tercih ederler. Sonuçta reklam tasarımcıları, hayatı renkler sayesinde görmek istedikleri biçimde yansıtırlar (Mackay, 2005: 168). Renkler; çeşitli markaları çağrıştırmaktadır. Örneğin kırmızı Coca Cola’yı, sarı Shell’i, mor Cadbury’s gibi markaları çağrıştırmaktadır. Bu farklı tüketiciler için farklı özellikler gösterebilir (Singh, 2006: 786). Bundan dolayı tüketici, sevdiği renk ve marka arasında bir bağ kurabilir.

Renkler kendimizi ifade ettiğimiz, konuştuğumuz dil kadar önemlidir. İfadelerimizde, davranışlarımızda, tükettiklerimizde, ideolojilerimizde hatta dini inançlarımızda bile etkili rol oynar. İnsan ve renk ilişkisi eksenin de gelişen iletişim araçlarıyla birlikte algılarımız anlaşılmaktan ziyade uzun yıllardır yönlendirilmektedir.

Hakkında L. Can ASLAHAN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir