Find the latest bookmaker offers available across all uk gambling sites www.bets.zone Read the reviews and compare sites to quickly discover the perfect account for you.
Anasayfa / Medya ve Kültür Adına / İnanç ve Renk İlişkisi Ekseninde “The Fall” Filmini Okumak

İnanç ve Renk İlişkisi Ekseninde “The Fall” Filmini Okumak

Her çağın, her yörenin, her kültürün ve dinin tüm yaşamlarını yansıtan simgesel anlam dünyaları ve renkleri vardır. Öyle ki, bu renkler kişiyle, doğasıyla içli dışlıdır. Renk olgusu felsefeciler, tarihçiler, antropologlar, dilciler ve psikologlar tarafından değişik boyutlarıyla tartışılmakta, renk algılarının evrensel mi yoksa göreceli mi olduğu üzerinde araştırmalar yapılmaktadır
Dünyanın en büyük renk uzmanı şirketi olan Pantone’de ise renk demek kesinlik demektir. Herbert ve arkadaşları siyah ve beyaz dahil olmak üzere dünyayı 15 temel renge bölmüşlerdir. Sonra kültürel adlandırılan tonları bu 15 rengin altına sıralamışlar ve 1000 kadar tona ulaşmışlardır. Başta matbaacılar olmak üzere sanayi ve endüstriye renk kataloğu oluşturmuşlardır. İnsanlar içinde bulundukları ruh hallerini renklerle yansıtırlar. Boşanırken, bir yakınımızı kaybettiğimizde, aşıkken. Her insanın diğerlerinden daha çok sevdiği bir rengi vardır. Mesaj veren renk içinde bulunduğu bağlamında değerlendirilmelidir. Bireysel, toplumsal ve evrensel bir bilinçaltına uygun renge anlam veririz.
Renklerin doğal bir durumdan kültürel olaylar haline dönüşmesi, tahmin edildiğinden çok daha karmaşık bir durumdur. Renklere ilişkin en basit ve anlık deneyimler bile birbirinden çok farklı kurgulara yol açabilmektedirler. Dolayısıyla renklerle ilgili temel insan deneyimlerine ilişkin dil ifadeleri, hem karmaşık hem de belirsiz özellikler taşımak durumundadır. Renklerin simgeler olarak kullanılmalarında bu durum, özellikle ortaya çıkmaktadır.
Bu çalışmada insanların simgesel evrenlerini yansıtan renk kavramı ile inanç sistemleri arasındaki ilişki irdelenecektir. Öncelikle renk ve inançlar arasındaki ilişkiler literatür tarama yöntemi ile verildikten sonra yönetmenliğini Tarsem Singh’in yaptığı “The Fall” filmi üzerinden söz konusu ilişkiler okunulmaya çalışılacaktır.

İnsan Doğası ve Renkler
Ünlü sanat tarihçisi Ernst Gombrich’e göre (1992: 22) sanatçılar yapıtlarını her biçimin, her rengin ne anlama geldiğini bilen kendi kabile halkı için yaparlar. Sanatçılardan bunları değiştirmeleri beklenmez. Karşıtlıkları bulmak için çok uzaklara gitmeye gerek yok. Ulusal bir bayrağın özelliği, her yapımcının kafasına göre değiştirebileceği renkli bir kumaş parçası olmasından ileri gelmiyor. Her bir bayrağın yada dinin kendine özgü değerleri sonucunda o halka yada kültüre ait simgesel bir anlam/ifade içermektedirler
Gombrich’in ifade etmek istediği şey tarih öncesi dönemlerde olsun, teknolojinin son hızla geliştiği 21. yüzyılda olsun belli biçimlerin ve renklerin her zaman insanlar için bir anlamının yani özünün olduğudur.
Rengi görebilmek için ışık, görünen bir yüzey, o yüzeyin dokusunda pigment ya da boyar madde bulunmalıdır. Aynı zamanda bunları gören sağlıklı bir göz ile gözden gelen sinyalleri algılayan beyin gerekmektedir. Kırmızı domates dalga boyundaki ışınların tümünü emer ve kırmızıyı yansıtır. Çünkü dokusunda kırmızı pigment vardır. Emilmeyen yutulmayan dalga boyları rengi oluşturur.
İnsan gözü 700-400 nanometre arasındaki dalga boyunu görebilir. Bunun 700-600 arası kırmızı; 600-500 arası yeşil; 500-400 arası mavidir. Bu spekturumun altını ve üstünü göremeyiz. İshaac Newton 1670 yılında beyaz ışığı elmas bir prizmadan geçirip renklerin dünyasına girmeyi başarmıştır. Ortaya mor, lacivert, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı çıkmıştır.
Aslında çevremizde gördüğümüz nesnelerin belirli bir rengi yoktur, göze çarpan
renkler, elektromanyetik dalgaların birleşiminden oluşmaktadır ve rengin kaynağı ışıktır. Rengi, ışığın kendi öz yapısına ve nesneler üzerindeki yayılımına bağlı olarak göz üzerinde yaptığı etki olarak tanımlamaktadır. Bu noktada renk fiziksel bir oluşumdur ve ışık ile birlikte var olmaktadır (Kılıç ve Çalışkan, 2014:72). Renk sistemlerini anlamlandırmaya çalışırken belli başlı gruplamalar yapılmaktadır.

Toplamsal Renkler:
Yeşil, mavi ve kırmızı (RGB) temel renktir. Işık renkleri.

Dijital fotoğraf makineleri, kameralar, televizyonlar, bilgisayarlar ve gözümüz bu sistemle çalışır.

toplamsal renkler

Resim 1: Toplamsal Renkler

RGB; Kırmızı, Yeşil ve Mavi için kullanılan bir kısaltmadır. Kırmızı “R” ,Yeşil “G” ve Mavi “B” ile gösterilir. Bu renk modelinde tüm renkler; kırmızı, yeşil ve mavi renklerin farklı kombinasyonları ile elde edilir. Bu modele eklemeli (additive) renk modeli denir. Aynı zamanda bu renkler ana renk olarak adlandırılır. Ana renklerden eklemeyle ikincil ışık renkleri elde edilir. Macenta; kırmızı artı mavi ile, siyan mavi; yeşil artı mavi ile ve sarı; kırmızı artı yeşil bileşimi ile oluşmaktadır. Bu üç rengin birleşiminden de beyaz elde edilir (Polat, 2012:116)

Çıkarımsal Renkler: Cyan, magenta ve sarı (CMYK renkleri). Boya renkleri. Matbaalar, yazıcılar, tekstil, kimya, boya.

çıkarımsal-renkler

Resim 2: Çıkarımsal Renkler

Tamamlayıcı Renkler: Renk çemberinde karşı karşıya gelen renklerdir. Kırmızı-mavi, mor-sarı gibi. Dinamik ve hareket izlenimi verir. Tahrik edicidir, dikkat çekicidir.
Renkler, nesne ve olayları tanıma, tanıtma ve bildirmede insanların kullandığı en belirleyici unsurlardan biri olmuştur. İnsanların kendileri de dahil olmak üzere varlık âlemindeki her şeyin ayırıcı bir rengi vardır. Zamanla renklerin sadece dış dünyayla ilgili olmadığı, insanların iç dünyasıyla da ilgili olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla her rengin insanlar üzerinde farklı psikolojik etkileri olduğu, bilimsel olarak tespit edilmiştir. (Yıldırım, 2006:para 1). İnsanların iç ve dış dünyalarını bu kadar yakından ilgilendiren renklerin, zaman içinde simgesel anlamlar yüklenmesi kaçınılmaz olmuştur. İnanç grupları ve renkler arasında da bu yönden bir simgesel ilişki bulunmaktadır.

İnanç Grupları ve Renkler Arasındaki İlişki
Her kültürde renkler, farklı anlamlar taşımıştır. Renklerin, teknolojik yönden gelişmiş günümüz toplumlarında, dinsel olmaktan daha çok ekonomik, askerî, kamuflaj, savaş ve olağanüstü durumlarda alarm, trafik işaretleri vb. gibi günlük pratik amaçlar için kullanılmaktadır. . Geçmişte renkler çoğunlukla dinî-kültürel dilin bir parçası iken, onların günümüz dünyasında daha farklı sembolik anlamlar içerdiği bilinmektedir.
Örneğin Türk mitolojisi içerisinde yer alan Oğuz Kağan Destanında kök/gök kelimesinin yüce; mavi, boz gök manasına geldiğini ve aynı zamanda özel isim olarak da kullanıldığını görürüz. Bozkurda ise Türk mitolojisinde gök, boz, ala, ağ ve sarı gibi renkler yakıştırılmıştır. Çağdaş Türk lehçelerinde bazı renkler birbirine çok yakın olmakla birlikte aralarında kullanım farklılığı söz konusudur. Örneğin; Türkçe olan al ve kızıl kelimeleri ile Arapçadan dilimize geçmiş olan kırmızı sözcüğü birbirlerinden farklı kullanımlara sahiptirler.(Küçük, 188:2010)
Bir diğer taraftan ise Amerika’da kırmızı renkli cübbe, üst sınıf dindar Hıristiyanlarca İsa’nın kendini feda etmesinin, yani kanını dökmesinin sembolü olmasından dolayı tercih edilmekte ve bunun doğal sonucu olarak ilahiyat diploması alanlarca kırmızı renkli kostüm giyilmektedir.
Dinsel içerikli olarak Satanizmde “Siyah Kurban”, Hıristiyanlıkta “Siyah Hıristiyanlar”, “Beyaz Kiliseler”, “Siyah Kiliseler” ve Müslümanlıkta “Siyah Müslümanlar” vb. kavramların modern dünyada halen kullanıldığına tanık olunmaktadır. Örneğin, Lübnan’da Dürziler siyah cübbeleri ve beyaz başlıklarıyla hemen fark edilirken, mensuplarının güncel çevre sorunlarına olan yoğun ilgisinden dolayı Japon millî dini Şintoizm “Yeşil Din” adıyla öne çıkmaya başlamıştır. (Albayrak, 2:2008)

Renkler, toplum yapıları içerisinde önemli simgesel roller üstlenmek durumundaki görüntüler ya da sözcüklerdir. Bayraklar, giysiler, süslemeler gibi maddi durumlarda birincisi, düzyazı ya da şiir gibi yazılı ürünlerde yada sesleniş gibi sözlü ortamlarda ise ikincisi söz konusudur. Çeşitli kültürler içerisinde renklerin, bir tarafta efsanelere kadar geriye giden, diğer tarafta çağdaş şiire, edebî ve sanatsal ürünlere uzanan etnik, siyasî, destanî, dinî, estetik, tarihî ve toplumsal rolleri bulunmaktadır (Toker, 2009:95)
Hindistan’da renklerin sembolik anlamlarına göre beyaz renk, dinginlik, parlaklık ve bilgi; kırmızı renk, canlılık, aşk, enerji ve hayat kaynağıdır. Gelinler doğumla yeni bir hayata girişi sembolize etmek için kırmızı renk elbiseler giyerler. Siyah renk, duygusallık ve dikkatsizlik anlamına gelirken, mavi renk, evrenselliği, göğün ve okyanusların genişliğini temsil eder. Safran/turuncu renk sükûnet ve dünyadan el etek çekmenin göstergesi olarak keşişlerin cübbesidir.(Albayrak, 2008:13)
Yine Uzak-doğu felsefesinde gördüğümüz yin-yang, hem siyah-beyaz ın zıtlığını ifade eder, hem de zıtlıkların (veya zıt görünenin) birbirini ikmâl etmesini simgeler. “Çoğunlukla gece ile simgelenen Sınırsız, siyah iken, Mutlak, beyazdır; bir bütün olan biçimin birliğinden ayrı olarak bunların Birlik’ine göre Yang’ ın merkezindeki siyah çember, Mutlak’ ın öz bir boyutu olarak Sınırsız’ ı gösterir ve Yin’in merkezindeki beyaz çember, Sınırsız’ ın öz bir boyutu olarak Mutlak’ ı gösterir” (Yıldırım, 2006:3)
Bu noktadan hareketle her din aynı zamanda bir renktir, her renk bir sembol, her sembol ait olduğu toplum, kültür yada grubun simgesel özelliklerini taşıyan bir yapı taşıdır. Renklerin dinlerle olan ilişkisini camilerde, kiliselerde, sinagoglarda, rahiplerde, imamlarda yada o dini sembolize eden ikonografik eserlerde bulabiliriz. Söz konusu inanç sistemleri ve renk ilişkisi aynı zamanda medyada, kitle iletişim araçlarında ve en önemlisi tamamı görsel anlatıya dayalı sinematografik eserlerde de temsil edilmektedir. Bu noktada yönetmenliğini Tarsem Singh’in yaptığı “The Fall” isimli eser konu edindiğimiz ilişkileri açıklamak adına önemli bir eserdir.

The Fall” Filminin Analizi

the fall film analizi
the fall film analizi

Zamanla insan psikolojisi, kişiliği ve ruh dünyası ile renkler arasında bir ilişki
olduğu ortaya koyulmuştur. Günlük yaşamda karşılaşılan bazı renkler bireyde heyecan, mutluluk duygularını uyandırırken; bazı renkler de can sıkıntısı, depresyon gibi duyguları tetiklemektedir. Farkında olunmasa bile renkler bireyler üzerinde büyük etkiler yaratarak onları etkilemektedir ve kişilerin giyim tarzlarını ve estetik algılarını, renkler oluşturmaktadır. Sanat, sanatçı ve eseri arasında psikolojik, estetik, sosyolojik ilişkiler dolayısıyla renk kullanımı oldukça önemlidir. Yönetmenliğini Tarsem Singh’in yaptığı “The Fall” filmi renk kullanımı ve 11 farklı kültür ekseni üzerine kurulu hikayesiyle pek çok açıdan okunabilir.

“The Fall” olay örgüsünden çok görselliğiyle öne çıkan bir film olmakla birlikte asıl anlatmak istediğini konuşarak anlatmak yerine; şekillere, renklere, nesnelere gizleyerek yapmaktadır. İşte bu nedenle, herkes bu filmi farklı bir şekilde izlemektedir. Biz bu noktada filmin içeriğinden çok biçim yönüne bakarak filmi okumalıyız. Filmin görüntülerine baktığınızda, Salvador Dali’nin tablolarından pek de farklı olmadığını anlaşılacaktır.
Türkçe’ye “Düşüş” adıyla çevrilen bu filmi orijinal adıyla incelediğimizde, izlemeden önce bile filmin ne şekilde ilerleyeceğini az çok gözümüzde canlandırabiliyoruz. “The Fall” düşüşün yanı sıra, aynı zamanda sonbahar anlamına da gelir. Sonbahar, yaz ile kış arasında kalmış, tarafsız bir mevsimdir. Yaz kadar sıcak değil ama kış kadar da soğuk değildir. İçinde iki mevsimin de özelliklerini barındırır ama aslında ikisi de değildir.
Ana karakter Alexandria, Hint kökenli bir kız çocuğudur ama Amerikan kültürünün içinde yetişmektedir. Ailesinin fikirleriyle, doktorlarının fikirleri birbirinden farklıdır ve Alexandria hangi fikre inanması gerektiğine karar verememektedir. O iki kültürün arasında sıkışmış tıpkı sonbahar gibi bir çocuktur. Dikkat edilmesi gereken bir diğer kelime de; Türkçe’de hem portakal, hem de turuncu anlamına gelen “orange” kelimesidir. Filmin hemen hemen her karesinde bir portakal görebilirsiniz. Bu portakallar, “orange” kelimesini pekiştirmek için kullanılır çünkü filmin genelinde ağırlıklı olarak görülen turuncu rengi, Fen Shui felsefesine göre sonbaharın rengidir. Alexandria gibi, o da kırmızı ile sarının arasında kalmış bir renktir. Filmde Charles Darwin’in aradığı kelebek de, yine baharın simgesidir. Kelebekler ilkbaharda ortaya çıkar ve sonbaharda kaybolurlar. Ayrıca “kelebek” öğesiyle, Salvador Dali’nin hemen hemen her tablosunda bulunan kelebek ayrıntısına dikkat çekilmektedir
Hikayenin en enteresan karakterlerinden biri Mystic’tir. Diğer bütün karakterler, intikam hırsıyla yola çıkmıştır ama Mystic onlardan farklıdır. O sadece kendini kanıtlamaya çalışmaktadır. O, insanın en ilkel halidir, doğal olandır. Zaten midesinde kuşları beslemesinden de, doğayı simgeleyen bir karakter olduğunu çıkartabiliriz. Mystic’in renkleri doğayı anımsatır.
Filmde yer alan “at” simgesi de, Mystic karakteriyle hemen hemen aynı amaçla kullanılmıştır. At, en ilkel ulaşım aracıdır. Amerikan yerlilerine göre; siyah at gizemi temsil eder. Gizem kelimesinin İngilizce’deki karşılığı mystery’dir ve bu kelime kolaylıkla, Mystic’le ilişkilendirilebilir. İkisi de, ilkelliği temsil etmek üzere birbirleriyle bağdaştırılsa da, filmdeki rolleri birbirinden farklıdır. Mystic’in ölümü, doğallığın kaybolmasını ifade ederken, filmin birden fazla sahnesinde yer alan atların düşüşü; yine Amerikan yerlilerine göre güç, zarafet, özgürlük gibi değerlerin kaybolmasını ifade eder. Hikâye, Roy’a ait olduğu ve bu karakterleri Roy yaratmış olduğu için; kaybolan değerlerin Roy’un kaybettiği değerler olduğu söylenebilir. Her bir ölüm (veya düşüş), Roy’un daha da dibe battığının göstergesidir. Roy bu düşüş durumu nedeniyle sürekli siyah renkte kıyafet giymektedir.

Sonuç
Doğal ışık durumları olan renkler, aynı zamanda kültürel simgelerdir. Renkler, değişik toplum ve kültürlerde özel bir takım inançlar, kategoriler ve insanları simgeselleştirmek üzere kullanılmışlardır. Her ülkenin tüm olanak ve koşullarına, halk yaşamlarını yansıtan ilkel, geleneksel ve çağdaş yapılarının ayrılığıdır. Bu nedenle yapıların oluşumu çağlara göre sürekli ilerleme göstermektedir. Burada önemli olan geleneksel toplum yaşamını bozmadan yapıcı kaynaklar aramaktır.

Renkler, doğal temellere dayanmakla birlikte, değişik kültürel kullanımlara konu olagelmişlerdir. Dolayısıyla renklerin bir doğal, bir de kültürel kullanımından söz etmek mümkündür. Ancak bu ayrım çözümleme düzeyinde olup, uygulamada doğal olanlar bile kültür tarafından şekillendirilebilmektedirler.
Toplumlar, içinde bulundukları alan ve yapılarına göre kendine has kültürler oluşturmuştur. Nesne ve varlıkları tanımlamada, insanların iç dünyasını ifadesinde kullanılan renkler de kültürlerin bir bileşenidir. İnsanların duygu ve düşüncelerine tercüman olan renkler zaman içerisinde değişik anlamlar kazanmıştır. Renklerin kazandıkları anlamlar bireyin içinde bulunduğu kültüre göre farklılıklar göstermekte ve günlük yaşamda etkisini değişik şekillerde göstermektedir. Ayrıca renkler, bireyleri fizyolojik ve psikolojik olarak da etkilemektedir.

Yönetmenliğini Tarsem Singh’in yaptığı “The Fall” isimli filmde renklerin kullanımı açısında pek çok kültürel ikona göstergeye atıfta bulunmakta ve adeta Salvador Dali’nin tabloları gibi bir renk kullanımını izleyicilere göstermektedir.

Kaynakça:
Albayrak, K. (2008) Milli Dinlerde Renk Fenomeni. Çukurova Üniversitesi, İlahiyat
Fakültesi Dergisi. Sayı 8. 1-41.
Çalışkan, N. & Kılıç, E. (2014) Farklı Kültürlerde ve Eğitimsel Süreçte Renklerin Dili.
Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi (KEFAD) Cilt 15 Sayı 3, Aralık 2014, Sayfa 69-85
Gombrich, E.H. (1992) Sanatın Öyküsü. Remzi Kitabevi, İstanbul.
Küçük, S. (2010) Eski Türk Kültüründe Renk Kavramı. Bilig Dergisi, Yaz 2010, Sayı
54: 185-210
Polat, H.H. (2008) Grafik Tasarım Sürecinde Kullanılan Aygıtların Renk Modelleri. İdil
Dergisi. İDİL, 2012, Cilt 1, Sayı 3 / Volume 1, Number 3. 116-127
Toker, İ. (2009) Renk Simgeciliği ve Din: Türk Kültür Yapısı İçinde Ak-Kara Renk
Karşıtlığı ve Bu Karşıtlığın Modern Türk Söylemindeki Tezahürleri Üzerine.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 50:2 (2009), ss.93-112
Yıldırım, A. (2006). Renk simgeciliği ve şeyh galib’in üç rengi. Milli Folklor, 72, 129-
140.
L.Can ASLAHAN

Hakkında L. Can ASLAHAN

Kontrol ediliyor.

bizim-renkli-dunyamiz

Etkileşimli Afiş Tasarımı ve Renklerin Kullanıcılar Üzerindeki Etkisi

Afiş Nedir? Afiş bir iletişim aracıdır. Değişik kültürlerde afiş (Poster) farklı tasarım şekilleriyle hedef kitleye ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir