Find the latest bookmaker offers available across all uk gambling sites www.bets.zone Read the reviews and compare sites to quickly discover the perfect account for you.
Anasayfa / Renkler Adına / Etkileşimli Afiş Tasarımı ve Renklerin Kullanıcılar Üzerindeki Etkisi

Etkileşimli Afiş Tasarımı ve Renklerin Kullanıcılar Üzerindeki Etkisi

Afiş Nedir?

Afiş bir iletişim aracıdır. Değişik kültürlerde afiş (Poster) farklı tasarım şekilleriyle hedef kitleye sunulmaktadır. İletilerin algılanmasındaki kurallar Afiş tasarımlarının algılanmasında da geçerlidir. Farklı kültürden insanların aynı iletiyi farklı algılaması doğaldır. Özelliklede simgesel anlamları olan göstergeler kültürel özelliğe göre farklı anlamlar taşımaktadır. Bir kültür öğesi olan renklerin afişlerde ve tasarımlarda kullanımı şekline göre de farklı algılamalar söz konusudur. Renkler doğu ve batı kültüründe farklı anlamlar taşıdığı gibi yaş, cinsiyet farklılıkları da renklere karşı olan tepkiyi belirler. Etkileşimli bir afiş tasarlarken renklerin insanlar ile iletişimi hedef kitleyle belirlenir. Yaş gurubu, cinsiyeti, bölgesi gibi demografik özellikler yapılan tasarımda etkin rol oynar.

21. yüzyıl dünyasında renkler ve tasarım cebimizdeki telefonlardan evimizi şekillendirmemize, giyimimizden yediğimiz ürünlere kadar etki etmektedir. Bu etki medya gibi güçlü iletişim araçlarının gelişmesiyle hız kazandı. Bu kadar çok bilgi bombardımanına maruz kalan insanlar için ürün ve iletişim sağlamak adına kullanılan tasarımlarda farklılık ve sosyal psikoloji ön plana çıkmaya başladı. Afiş ve diğer grafik tasarımlarında renklerin dili artık bir iletişim aracı olarak kullanılmaktadır. Rengin psikolojik etkileri, insanın ruhsal durumu ve renklerle arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar sonucunda renklerin beyinde bazı merkezleri uyardığı ve bunun sonucunda bazı salgıların fazla salgılandığı ortaya koyulmaktadır. Örneğin, kırmızı rengin adrenalin salgısını harekete geçirdiği ve hareketi, saldırganlığı, heyecanı ve cinsel duyguları artırdığı belirtilmektedir. (Sözen, 2003: 57). Bu durum rengin tedavi amaçlı kullanımında etkisinin olduğunu doğruladığı söylenebilmekte, rengin insanların ruhsal olarak dinginleştirme, cinsel dürtüleri harekete geçirme, rahatlatma, pasifleştirme gibi insan eylemlerini etkileyebilmektedir. insanlar zaman zaman iç dünyalarını ve duygularını renklerle anlatabilmekte, iletişimini renklerin simgesel anlamları aracılığıyla sürdürmektedirler. Örneğin gönderilen bir çiçeğin türü kadar artık rengi de önemli anlamlar ve duygular içermektedir. Pembenin sevgiyi, kırmızının tutkuyu, beyazın içtenliği, sarının kırgınlığı simgelediği bilinmektedir. Günlük konuşmalarda çok fazla renk içeren deyim ve atasözleri de insan hayatının içinde yer almaktadır.

Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir

‘Öfkeden kıpkırmızı kesilmek’

‘Üzerine kara bulutlar çökmek’

‘Dünyayı tozpembe görmek’

‘Ak akçe kara gün içindir’

‘Karalar giymek’

‘Mosmor olmak’,

‘Renk vermemek’

‘Alı al, moru mor’

‘Renkten renge girmek’

‘Yeşil ışık yakmak’

Renklerin Anlamlandırılması :

Beyaz, İslam geleneğinde ışığın, parlaklığın, Hıristiyan sanatında inancın, Kara Afrika inançlarında ise ölümün simgesi kabul edilmektedir. Batı kültüründe bir kadının beyaz giymesi saflığı temsil ederken, Çin ve Japonya’da ölümü, hastalığı ve cenazeyi, (Topçu, 2001: 132; Finlay, 2002:109); Avusturalya, Yeni Zelanda ve ABD’de mutluluk ve saflığı temsil etmektedir.

Mavi, Doğu Asya ve İsveç’te soğuk ve kötü, İran’da ölüm, Hindistan’da saflık, Hollanda’da sıcaklık olarak algılanmaktadır. Ayrıca mavi, Belçika ve Hollanda’da kadınlık, İsveç ve ABD’de erkekliği göstermektedir.

Yeşil, Malezya’da hastalık ve tehlike, Belçika’da kıskançlık, Japonya’da mutluluk, sevgi, güven ve samimiyeti temsil etmektedir.

Kırmızı, Nijerya ve Almanya’da şanssız anlamında, Çin, Danimarka ve Arjantin’de şans anlamına gelmektedir. Çin, Kore ve Japonya’da aşk, Hindistan’da arzu ve hırsı yansıtmaktadır.

Sarı, ABD’de sıcaklık; ancak Fransa’da sadakatsizliği temsil etmektedir. Rusya’da kıskançlıkla ilişkiliyken, Çin’de keyifli, mutlu, lezzet ve hükümdarlıkla ilişkilidir.

Mor, Çin ve Güney Kore’de sevgini rengidir. Meksika’da öfke ve kıskançlık, Japonya’da günah ve korkuyu temsil etmektedir. Mor, Çin’de pahalı olarak da kabul edilmektedir. Brezilya’da mor ve sarı üzüntü ve umutsuzluk sembolü olarak algılanmaktadır.

Turuncu, Neşe verici, ısıtıcı, birlik olmaya yönlendirici, çok kullanıldığı durumlarda huzursuz edici, zenginlik, ışık ve verimliliği temsil eden bir renktir. Önsezinin, duru sevincin, dengeli gücün sembolü turuncu, iyimserlik yayar.

Pembe, Nezaket, yumuşaklık, tatlılık, çekingenlik, mahcubiyet, muhafazakarlık duygusu telkin eden bir renktir.

Siyah, Beyazın zıttı olan siyah, iyi-kötü, gündüz-gece, yin-yang, yaşam-ölüm gibi varolan doğal ikilemlerin ‘diğer’ rengidir. Siyah her birimizin doğasında bulunan derin uyuşmazlığın sembolüdür. Bu renk, yas, pişmanlık, suçluluğu sembolize edebileceği gibi, derin dinlendirici sessizlik ve sonsuzluk ya da yapısal kuvveti sembolize eder. (MARTEL,1995, s.85).

Renklerde algılama ve yorumlamanın döneme ve kültüre göre değiştiği ve farklı anlamlar kazanabildiği görülmektedir. Dolayısıyla renklere yüklenen anlamların sürekliliğinden ve evrenselliğinden bahsedilebilmesi zorlaşmaktadır. Toplumlar arasında farklı anlamlar içeren renkler toplumsal değerler biçiminde yaşamın bir belirleyicisi olarak kullanılmaktadır.

Toplumun gelenek ve göreneklerine göre yıllardır süregelen âdetler ile renkler faklı biçimlerde anlamlandırılmaktadır. Sinop ili geleneğine göre çocukları nazara karşı korumak için yüzlerine mavi bez örtmek ya da mavi nazar boncuğu takmak (Acıpayamlı, 1962: 2); bebeklerin sarılık hastalığına yakalanmasını önlemek için yüzüne sarı bez örtmek, çocuğun teninin renginin güzel olması için yüzüne her renkten bez örtmek (Artun, 1998: 7- 8), bireylerin fiziksel ve sağlık durumlarını iyileştirmek adına toplumun renkten beklentilerinin boyutunu göstermektedir.

Renkler iletişim aracı olarak kullanılırken bunu en iyi örneklerinden biri olan afişlerle yansıtmıştır.

Modern afişin ortaya çıkması ise , Avrupa kültüründeki belli bir ana, yani 19. yüzyılın ikinci yansında yer alan, imgeye söz’ün rolünün dönüştüğü ana sıkıca bağlıdır. O zamanlar, endüstri devrimi bir tüketim ekonomisi yaratmaya başlamış ve

afiş de daha çok sattırmak ve inandırmak için kullanılmaya başlamıştı. Aynı zamanda, daha gelişmiş baskı araçlarının ortaya çıkması da, kitlesel üretimi olanaklı kılmıştı. Bu yüzyılın sonlarına doğru, Fransa’da Jules Cheret’den Toulouse – Lautrec’e kadar tüm sanatçıları kapsayan anlatımcı afiş; İngiltere, Avusturya ve Almanya.’da ortaya çıkan, simgesi Art Nouveau olan afiş olmak üzere, belli başlı iki ikiz eğilimle, afiş sanatının ilk çiçeklenişi oluştu. (Carlo Arturo, PUINTAVALLE CHERET’DEN TOULOUSE – LAUTREC’E, AFİŞİN KÖKENİ)

İnsanlar arası iletişim, etkileşimli iletişimin başlıca örneklerindendir. Bu yüzden etkileşimin birçok kavramı insansı tanımlara dayanmaktadır. Örneğin, insansı davranışları tanımlayıp bunlara tepki veren karmaşık düzeneklere bazen etkileşimli denmektedir. Bu bağlamda etkileşim, hareket, vücut dili ve/veya ruhbilimsel durumlara olan tepkileri de kapsamaktadır.

(Etkileşimlilik: Wikipedia)

Tüm bu görsel sosyo-psikolojik çalışmaların ve elde edilen verilerin sonucunda afişlerde diğer her şey gibi değişmeye başlamış ve bu yeniliğini insan tasarım etkileşimiyle sürdürmeye devam etmiştir. Etkileşim tasarımının anlama ve anlatmaya yönelik başarısı birçok alanda kullanılmıştır.

AMAÇ

Hızlı değişen günümüz dünyasında algı yönetimi ve iletişim araçlarının insanları anlamaktan ziyade yönlendirmeye başlamasından neredeyse bir asır geçti. Tüm bu toplum bilincinin farklı yönlere çekilmesi ve değişenin aslında dünya değil algılarımız olduğunu küçük bir proje çalışmasıyla ele alınmıştır. Yine, öğretilen renklerle dünyanın geri kalanını ve farklı kişilerde oluşan dünya algısı anlamlandırmaya çalışılmıştır. Sosyo – psikolojide anlamlandırılan belirli renklerle dünyamızın bize dikte edildiği şekilde anlatımını bir etkileşimli afiş tasarlayarak hiçbir dikte ve baskı olmaksızın kişilerin tepkisini, ilgisini, duyarlılığını ve dünyayı nasıl gördüğüne yönelik bir çalışmadır.

Hedef Kitle Seçimi : Bu çalışmada hedef kitle olarak belirlenen genelde 18 – 40 yaş gurubu’nun ve turistlerinde uğradığı uluslararası marka bilinirliliği ve güvenin de yüksek olduğu cafe olan Starbucks Cafe’ dir. Yaş grubunu sınırlandırma sebebi değişen dünyanın ve iletişimde ki algının daha çok dünyayı anlamlandırmaya yeni başlayanlar ve anlamlandırdığı algının kırılmış olduğu düşünülen yaş gurubu ortalamasıdır.

Öngörülebilirlik

Etkileşimli bir tasarımda, öngörülebilirlik sisteminin mevcut durumu verilen kullanıcı eyleminin sonuçlarını tahmin edebilmektir. Bu tahminler kişinin daha önce yaşadığı deneyimlerden elde edilir. Kullanıcı yaşamında edindiği deneyimleri hatırlayarak etkileşime geçebilmektedir.

Fark Edilebilirlik

Etkileşimde bulunan ürün veya tasarımın farkındalık yaratması bulunduğu ortamdan ayrılması, soyutlanması gerekmektedir. Kullanıcı etkileşime geçmeden önce ürünü fark etmeli dikkatini çekmelidir. Tasarım konulu bir üründe dikkat çekmek renklerle gerçekleştirilebilir.

Kullanılabilirlik

Ürün veya tasarımın kullanılabilir olması etkileşimde bulunulan kullanıcının deneyimlerine olan güveni pekiştirmesini sağlayacaktır. Sürekliliği sağlayacak bir yapı içerisinde olmalıdır. Kullanımı kolay ve anlaşılır ürün ve tasarımlar kullanıcının bağlılığını arttırabilir.

Öğrenilebilirlik

Etkileşimli bir ürün veya tasarımda kullanıcının güven duygusunu kaybetmemesi ve kullanılabilirliği yüksek olması gerekmektedir. Deneyimlenen ürün veya tasarımın hızlı bir şekilde öğrenilmesi kullanıcı deneyiminin tekrarlanmasını sağlayabilir.

SONUÇ

Etkileşimli afiş tasarımı amacına uygun ilerlemiştir. Dünya’mızı renklendirmek isteyen hedef kitle yakalanmış ve dikkati çekilerek etkileşimde bulunması sağlanmıştır. Etkileşimde bulunan kullanıcılar, öngörüldüğü üzere amaçlanan yerlere doğru renkleri yapıştırmışlardır. Fakat bazı uyumsuzluklarda mevcuttur. Türkiye üzerine yapıştırılan turuncu yapışkan öngörülmemiştir. Bunu son zamanlarda maruz kalınan yeni Türkiye algısında yer alan turuncu rengin yoğun kullanımına bağlamaktayım ve yine kuzey ülkeleri bildiğimiz üzere soğuk ve kültürümüzde soğuk renkler mavi ile tanımlanmaktadır. Bir kısım Kuzey Avrupa’yı mavi renkler tanımlamıştır. Buna rağmen Rusya ve Kuzey Amerika bölgeleri beyaz ile işaretlenmiş ve bu durumun filmlerde kuzey ülkelerinin beyaz bir karla kaplı olmasının sonucu olarak düşünmekteyim. Diğer kullanıcıların etkileşime geçtiği renkler ise güney bölgelerde sarı, güney Amerika bölgesinde yeşil, Meksika tarafları kırmızı, Hindistan bölgesi mor olarak algılanmıştır.

Not: Çalışma zaman bütçe ve gelişim açısından başlangıç olarak kısa ve sınırlı tutulmuştur. Deneyin web üzerinden filtrelendirilerek detaylı bir istatistiki bilgiye ulaşması adına www.colorfulworld.org web adresi bir dönem yayına alınacaktır.

Sosyal Deneyin gizli çekimini aşağıda ki videodan izleyebilirsiniz.

KAYNAKLAR

Carlo Arturo Çuintavalle – “The Developmerıt of Poster Art” – The Hamlyn Publishing Group

Limited, 1975 London,

Avery, S. (2004) “Renklerle Tedavi”, Arıtan yayınevi, Çev. Tuğrul Ökten, İstanbul.

Bortoli, M.D. and Maroto J. “Colours Across Cultures: Translating Colours in Interactive Marketing

Etkileşimlilik nedir. – İnsan iletişimi : Wikipedia.org

Acıpayamlı, O. (1962) “Anadolu’da Nazarla ilgili Bazı Âdet ve inanmalar” Ankara Üniversitesi Dil,

Tarih ve Coğrafya Fakültesi Dergisi, Cilt 20, Sayı 1-2.

Sözen, M. (2003) “Sinemada Renk ve Sembolik Anlamlar”, Detay Yayıncılık, Ankara, 1. Baskı.

Topçu, N. (2001) “Fransızca ve Türkçe Renk isimleri içeren Deyimlerin Karşılaştırılmalı incelenmesi”

Finlay, V. (2007) “Renkler”, Dost Kitabevi.

MARTEL,C.,1995, Ben Enerjiyim, Arion Yayınevi, İstanbul

TDK – Türk Dil Kurumu ( http://www.tdkterim.gov.tr/atasöz/21.04.2012)

L.Can ASLAHAN

Hakkında L. Can ASLAHAN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir